Yunanistan’ın borç krizinden hangi dersler çıkarıldı?

12 yıl önce Avrupa Birliği’nin en büyük krizlerinden biri Yunanistan’da patlak verdi. O dönem Yunanistan, borçları yüzünden temerrüte düşeceğini söyleyerek euro bölgesinde bir depreme yol açtı.

Bu durumu engellemek isteyen Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu, Yunanistan’a yüz milyarlarca dolarlık acil durum fonu tedarik etti.  Ancak krediyi sağlayanlar Atina’dan kemer sıkma politikası uygulamasını istedi ve bu da ülkede yoksullukta önemli bir artışa neden oldu.

Ekonomi yüzde 25 ve vatandaşın harcanabilir geliri üçte bir oranında küçüldü. İşsizlik oranı yüzde 30’lara ulaştı.

Bugün bazı liderler Yunanistan’a karşı sert davrandıklarını kabul ediyor. Yunanistan 2018’de üçüncü ve son kurtarma programını sonlandırdıktan sonra bu kasvetli dönemin üzerine bir çizgi çekti.

Avrupa Birliği Komisyonu 4 yıl sonra planlandığı gibi Yunanistan bütçesini izlemeyi durdurarak bu borç krizini resmi olarak sona erdirdi.

Peki bu kriz arkasında neler bıraktı? Bugün birliğini ve istikrarını yeniden check edebilecek başka bir krizle karşı karşıya olan Avrupa Birliği bu borç krizinden hangi dersleri çıkardı?

Eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Yunanistan’da kurtarma döneminin son Maliye Bakanı Euclid Tsakalotos borç krizine ilişkin euronews’in sorularını yanıtladı. Yunanistan’ın bugünkü Maliye Bakanı Christos Staikouras ise son durumu anlattı. 

euronews: Yunanistan 12 yıl süren acı ve ezici bir borç krizinin ardından nihayet Gelişmiş Gözetim Programı’ndan resmi olarak çıkabildi. Peki bu Yunan vatandaşları ve Avrupa Birliği için ne anlama geliyor?

Eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker: “Yunan halkının kendileriyle gurur duymaları için çok ama çok neden var. Bu korkunç dönemde çok acı çektiler. Onurlarına her zaman saygı gösterilmedi. Yunan toplumuna empoze edilen önemler çok katıydı. Dolayısıyla Yunanistan’ın euro bölgesinden değil de programdan çıkmış olması Yunanistan için iyi bir haber. Avrupa için de öyle çünkü bu, yapılan tüm hatalardan bağımsız olarak, Avrupa’da dayanışma olduğunu gösteriyor. Ve Yunanistan’ı savunanların, ki benim durumum buydu, Yunanistan’ı tek para birimi bölgesinden çıkarmak isteyenlere ‘hayır’ demekte haklı olduğunu da gösteriyor.”

euronews: Bugün bile, Avrupa’da bazı popülist partilerin hâlâ Yunanistan örneğini göstererek ve AB’nin Yunan halkına karşı tavrını gündeme getirerek, halkın tüm sorunları için Brüksel’i suçladığını görüyoruz. Bunun için ne söylemek istersiniz? Bu durumda hangisi gerçek hangisi şehir efsanesi?

Jean-Claude Juncker: ” Sorun Avrupa Birliği değildi, Yunanistan’dı. Çünkü Yunanistan uzun yıllar boyunca bütçesini, kamu borçlarını vs. önemsemedi. Dolayısıyla hatalı olan Yunanistan’dı. Ancak Avrupa Birliği’nin Yunanistan’la başa çıkma şekli, mümkün olan en iyi yol değildi. Nihayet onca çabanın ardından başarı sağlandı. Popülistler Yunanistan’dan bahsediyorsa argümanları tükeniyor demektir. Benim yaptığım gibi Yunan halkının cesaretine hayranlık duymalı ve sonuçlar ile hikayeyi manipüle etmeye çalışmamalılar.”

Juncker: ‘Almanlar AB’nin efendisi izlemi veriyor ancak durum böyle değil’

euronews: O dönem karar mekanizmasının Almanya olduğu gibi bir algı vardı. Sizce Avrupa Birliği’nda Alman hakimiyetinden bahsedebilir miyiz?

Jean-Claude Juncker: “Yunanistan ile ilgili olarak, Almanya Yunanistan’a karşı fazlasıyla eleştirel yaklaşan tek ülke değildi. Hollanda, Avusturya, Slovakya, Slovenya, Finlandiya gibi diğer ülkeler de Yunanistan krizi olarak bilinen kriz boyunca sürekli Yunanistan’a saldırdı. Almanya yalnız değildi. Ve Almanya ne o zaman ne de şimdi tüm Avrupa Birliği’ni domine etmiyor. Almanlar bazen kendi içlerinde Avrupa’nın efendileri oldukları izlenimini veriyor. Ancak durum böyle değil.”

euronews: Almanlar bir konuda fikir değiştirdiğinde, herkes de bir şekilde fikir değiştiriyor ve bir pan-Avrupa çözümüne daha da yaklaşıyoruz. Yunanistan krizinde durum buydu. Şimdi de durum bu.

Jean-Claude Juncker: “Evet ama bu sadece Almanların bu anlamda giderek daha da Avrupalılaşmasından kaynaklanmıyor. Tüm ülkeler için durum bu çünkü 27 ülke bir ders çıkardı. Avrupa’nın bu tür krizlerle başa çıkmasının en iyi yolu, tüm Avrupalı hükümetlerin bir araya gelmesi ve aşağı yukarı aynı şeyleri yapması.”

euronews: Avrupa Birliği Yunanistan’a çok fazla para verdi ancak acı sonuçları olan yükümlülükler de verdi. AB’nin somut bir şekilde dayanışma gösterdiği anlar hatırlıyor musunuz?

Jean-Claude Juncker: “Çok fazla an hatırlıyorum. Yunanistan Başbakanı Çipras program için bir referanduma karar verdiğinde, diğer üye ülkelerin Yunanistan’ın euro bölgesinden çıkarılması için resmi talepte bulunmasını engellemek için çok mücadele etmem gerekti. Çünkü bu referandum bir skandaldı ve Yunanistan halkının ‘hayır’ demesine rağmen karar verilen program aynen uygulandı. Program tam olarak ‘hayır’ oyu verdikleri programla aynıydı.” Bu Yunanistan’ın kendisi için bir hataydı çünkü artık var olmayan bir şey için oy veriyorlardı. Gereksizdi. Ve finansal piyasalarda çalkantı yarattı. Yunanistan eskisinden daha fazla baskı altında kaldı. Bu yüzden bu kısmı unutmak isterdim.”

Eski Yunanistan Maliye Bakanı Euclid Sakalotos: “İktidara geldiğimizde ilk altı ay, yani ocak ayından tavizler verdiğimiz yaza kadar pek bir dayanışma görmedik. Referanduma götürdüğümüz orijinal Juncker Memorandumu kesinlikle kabul edilemezdi. Cezalandırıcıydı, borçlarla ilgili değildi. Daha iyi bir uzlaşma sağladık. Syriza hükümeti ciddiyetini gösterdiğinde, en savunmasızları korumak için elinden gelenin en iyisini yaparken Memorandum’dan ayrılmak istediğinde, sanırım o zaman Avrupalılar yavaş yavaş şunun farkına vardı: ‘Bu yapılabilir bir şeydi’. Sonunda bunun Yunanistan için bir kazanç olabileceğini düşündüler. Başkan Juncker’in bunu söylediği kayıtlarda var. Çok fazla destekledi. Bizim çıkarılmamızı isteyen o dönemin Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble gibi değildi. Programdan ayrılmak, bizden önceki hükümetlerin başaramadığı bir şeydi. Borç koridorumuz vardı, biraz koruma sağlayan tamponumuz vardı. Bu Avrupalıların sonunda gurur duyabildiği bir şeydi ancak pahalıya mal oldu. Bunu unutmayalım. İlk ve ikinci memorandumda, gayri safi milli hasılasının yüzde 26’sını kaybeden bir ekonomi düşünün… Milli gelirin yüzde 26’sı! İzleyenlerin, yüzde 26’nın ne kadar büyük bir rakam olduğunu idrak edip edemediklerini bilmiyorum. Bu savaşlar dışında hiçbir ekonominin başına gelmedi.”

euronews: Yunanistan kısa süre önce Avrupa Birliği’nin Gelişmiş Gözetim Programı’ndan çıktı. Bu Yunanistan halkı için ne anlama geliyor?

Euclid Sakalotos: “2018 yazında anlaşmadan ayrıldık ve 3 ila 4 yıl içinde Gelişmiş Gözetim Programı’ndan çıkmamız kararlaştırıldı. Bu iyi bir haber. Şimdi asıl soru şu: 2018’de her yıl çok yüksek finansal gereksinimlerimiz olmayacak şekilde (İspanya ve İtalya’dan daha düşük) borcu düzenleyerek internet bir koridor kazandık. Peki bu alanı, bu koridoru büyümeyi artırarak borç stokunu, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla borcunu azaltmak için kullanabilecek miyiz? Bu hükümetin bu görevi yerine getirip getiremeyeceği konusunda pek iyimser değilim. Ancak durum bu. 2018 yazında elde ettiğimiz şey, memorandumu bir kez ve tümden terk etmek, piyasaları biraz rahatlatacak bir tampon ve reel ekonomi tarafında birlikte hareket edebilmemiz için bize 10 ila 12 yıl veren borç düzenleyici bir koridordu.”

‘Avrupa her zaman geride kaldı’

euronews: Yunanistan örneği ve Avrupa Birliği’nin Yunanistan’a yaklaşımı bugün bile hâlâ Avrupa Birliği’nin ne kadar kötü olduğunu söylemek ve insanların problemleri için Brüksel’i suçlamak amacıyla bazı siyasi güçler tarafından kullanılıyor. Bu bir gerçek mi bir şehir efsanesi mi?

Euclid Sakalotos: “Kesinlikle öyle. Avrupa her zaman olayların gerisinde kalmıştır. Bugün de enerji krizinde geride kaldılar. Avrupa çapında birleşik bir enerji politikasının ilk işaretlerini görmek için büyük bir felaket yaşandı. Avrupa geride kalmıştı. Kuzey Avrupa ve Güney Avrupa ekonomileri arasındaki farkın, Avrupa Birliği için hâlâ gerçek bir tehdit olduğunu düşünüyorum. Eğer Salvani ve Meloni’yi anlamak istiyorsanız, Altın Şafak’ı anlamak istiyorsanız, yeni sağın yükselişini anlamak istiyorsanız, eşitsizliğe yol açan, kamu hizmetini sınırlayan, insanların sağlığa, ulaşıma, eğitime erişimini kısıtlayan ekonomi politikaları cevabın bir parçası.”

euronews: Ancak sonuçta aynı noktaya geliyoruz. Kuzey ve Güney Avrupa var. Bugün de gördüğümüz gibi olaylara farklı yaklaşım sergiliyorlar. Peki, çıkarılan dersler neler?

Euclid Sakalotos: “Açık konuşayım. Tek bir para biriminiz ve ileriye giden bazı ülkeleriniz ile gitmeyen diğer ülkeleriniz olamaz. Bir noktada kırılma yaşanacak. Eğer ortak bir para birimi istiyorsanız yakınsamanız olması gerekiyor. Yakınsamaya sahip olmanız için de politika oluşturma konusunda yakınlaşmaya sahip olmalı ve bunu Kuzey Avrupalıların tıpkı Amerika Birleşik Devletleri gibi anlamasını sağlamalısınız. ABD’de eğer Teksas’ın başı dertteyse ya da Mississippi veya herhangi bir eyalet sorun yaşıyorsa, finansal politikalarda, istikrar politikalarında bir dayanışma olur. Tek para birimi politikasının mantığında bu var.”

euronews: Peki özellikle şimdi büyük bir başka kriz yaklaşırken, bu krizden çıkarılan ve unutulmayan dersler neler?

Jean-Claude Juncker: “Yunanistan euro krizinde yapılan yanlışları tekrarlamamamız gerekiyor. Ve ben her zaman yoksulla zengin arasındaki emek dağılımının yeterince dengeli olmadığını düşünmüşümdür. Bu hatanın bir kısmı Avrupa Birliği’nden kaynaklanıyor. Çünkü benden önceki yıllarda IMF’de, Merkez Bankası’nda ve Komisyon’da kör bir kemer sıkma bütçesi ortaya koyduk ki bu bir hataydı. Komisyonun, uygulamaya konulan kriz karşıtı araçların toplumsal sonuçlarını değerlendirmesini isterdim. Bu üst düzey yetkililerin meselesi değil, politikacıların meselesi.”

‘Gelişmiş Gözetim Programı’ndan çıkmak Yunanistan için büyük bir başarı’

Yunanistan ekonomisi hızla büyüyor ancak ülke hâlâ euro bölgesinde yüzde 189 ile Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranla en fazla borcu olan ülke.

Yunanistan euro bölgesinde işsizlik oranının en yüksek olduğu ülkeler arasındayken asgari ücreti en düşük ülkelerden biri.

Mevcut kriz bir kez daha dikkatleri Güney’e çeviriyor. Yunanistan Maliye Bakanı Christos Staikouras son gelişmeleri anlattı. 

euronews: Yunanistan kısa süre önce Gelişmiş Gözetim Programı’ndan çıktı. Bu Yunan halkı için uygulamada ne anlama geliyor?

Yunanistan Maliye Bakanı Christos Staikouras: “Bu Yunanistan için büyük bir başarı. Yunanistan vatandaşlarının büyük fedakarlıkları sayesinde oldu. Bu hükümet ve ortaklarımız için ortak bir başarı. Bu, 2010’dan beri ilk kez normale döndüğümüz anlamına geliyor. Yunanistan ekonomisi ve toplumu üzerinde olumlu doğrudan ve dolaylı etkileri olacak. Uluslararası piyasaya erişimimizi geliştiriyoruz. Daha fazla yatırımcı çekmek için daha yüksek, daha güçlü ve sağlam ekonomik büyümenin ön koşullarını güçlendiriyoruz. Ve ekonomik politikamızın son kilometre taşı olan, yatırım derecesi statümüze ilişkin nihai hedefe ulaşmaya çok daha yakınız.

euronews: Yunanistan artık daha fazla ekonomik özgürlüğe sahip ancak bu Avrupa ekonomisi ve küresel ekonomiye ilişkin algıların son derece kasvetli olduğu bir döneme denk geldi. Peki şimdi Yunanistan’da halka, hane halkına ve işletmelere yardım etmek için ne kadar imkanınız var?

Christos Staikouras: “Hane halkına duyarlı fiyatlar etrafında bir güvenlik ağı oluşturmak için mali alanda bir mali oda oluşturmaya çalıştık. Ve son üç yılda, yalnızca 2021’de güçlü bir şekilde iyileşmek için değil aynı zamanda işsizliği azaltmak için de etkin mali önlemler almayı başardık. AB üyesi ülkeler arasında en yüksek işsizlik oranına sahip olduğumuz dikkate alındığında işsizlik oranını düşürmek oldukça önemli. Aynı zamanda güçlü bir ekonomik büyümeye sahibiz gibi görünüyor. Dolayısıyla vergileri ve sosyal katkıları daha da azaltmak için bu önkoşulları oluşturmak amacıyla bu ekonomik performansı dikkate alacağız. Bunu aynı zamanda Yunan toplumuyla daha yakın olmak için, ihtiyaç duyulan mali önlemleri uygulamak için, ekonomik kriz nedeniyle, Avrupa düzeyinde son zamanda karşılaştığımız enerji krizi nedeniyle yapılan fedakarlıkların bir kısmını telafi etmek için yapacağız.

euronews: Bütün bu destek önlemlerinin faturasının, Yunanistan’ın zaten hayli yüksek olan kamu borcuna ağır bir yük bindirecek olması sizi endişelendirmiyor mu?

Christos Staikouras: “Her şeyden önce Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranla kamu borcumuz 2021’de yüzde 13 azaldı. Bu euro bölgesinde görülen en büyük düşüş. Ve bu düşüşün 2022’de çok daha artmasını bekliyoruz. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranla Avrupa düzeyinde en yükseklerden biri olan, 49 milyar euroluk nakit rezervimiz var. Aynı zamanda borcun büyük kısmı sabit oranlı resmi sektör üzerinde. En önemli konu, yıllık brüt finansman ihtiyacının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranla yüzde 10 civarında olması. Bu Avrupa ortalamasının yarısı kadar. Bütün bunlar Yunanistan’ın borcunun diğer birçok Avrupalı emsaliyle karşılaştırıldığında, rekabet avantajları.”

euronews: İleriye baktığımızda, AB’de mali kurallar ve ekonomik denetime ilişkin bir tartışma var. Borçla ilgili kuralların yeniden düşünülmesi gerektiğine inanıyor musunuz? Ve mevkidaşlarınıza ne önerirsiniz?

Christos Staikouras: “Kesinlikle, son üç yılda Avrupa düzeyinde karşılaştığımız ağır krizin tecrübesini de dikkate almalıyız. Temelde ekonomik büyümenin ön koşulu olarak mali disiplinimiz olmalı. Aynı zamanda ekonomik döngüyü dikkate alacak mali esnekliğe sahip olmalıyız. Aynı zamanda, ulusal düzeyde tutarlı ve sürdürülebilir politikalar uygulamak için, İyileşme ve Dayanıklılık planından ve Avrupa düzeyinde sahip olduğumuz bağımsızlıktan yararlanarak karşılaştığımız deneyimi dahil etmeliyiz.”

euronews: Peki, bütün bunlardan sağ çıktıktan sonra bugün ne düşünüyorsunuz? Sizce Yunanistan’daki durum, mali olarak, toplumsal ve siyasi olarak daha mı iyi?

Jean-Claude Juncker: “Yunanistan sorununa doğru cevabı bulduğumuz 2015 yılına kadar mücadele ettiğim durumla şu anki durumu karşılaştırmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Ancak Yunanistan bugün hâlâ büyük zorluklarla karşı karşıya. Yunanistan, Avrupa’nın çalkantılı bir bölgesinde yer alıyor. Türkiye, Türk uçaklarının ihlalleri, sondaj sorunları, Afrika’nın kuzey bölgelerine komşu olması, mülteciler… Bunlar hâlâ Yunanistan’da büyük sorun teşkil ediyor. Hâlâ zor zamanlar yaşanıyor. Bence en büyük sorun Yunanistan’ın Avrupa’da oynaması gereken rolü oynamaması. Yunanistan olmadan Avrupa Birliği tam olmazdı ve Yunanistan’ın sesini daha güçlü bir şekilde duyurmasını istiyorum.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*