İda Madra, Türkiye’nin UNESCO tescilli ikinci jeoparkı olma yolunda… “Türkiye kaynaklarını daha iyi kullanmalı”

Yeryüzündeki belli bir olayı gösteren, yerkabuğunun geçmişine dair bir belge, kanıt oluşturabilecek kaya topluluğu, stratigrafik istif, fosil, mineral, yapı, yer şekli gibi doğal oluşumlara jeosit adı veriliyor.

Nadir oluşan bir durumu sergileyebilen, jeolojik miras konumundaki kanyon, mağara ve fosiller gibi doğal varlıklardan oluşan jeositin yer aldığı sahalara ise jeopark deniyor.

Farklı türden jeositin koruma altına alındığı, ziyarete açık bu alanlar, bilimsel çalışma yapmak ve sosyo-kültürel kalkınma bakımından da önem taşıyor ve dünya, yeni bir kavramla tanışıyor: Jeoturizm.

Bir kentin ve ülkenin sahip olduğu jeolojik miras anlamına da gelen bu özel doğa koruma bölgelerinin dünya genelinde tanınırlıkları artsa da Türkiye için henüz bilinen yapılar değiller.

Ülkede Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tescilli tek bir jeopark bulunuyor. O da Kula-Salihli Jeoparkı.

Manisa’daki bu alandan sonra Türkiye’nin UNESCO yolunda yeni bir jeoparkı daha var: İda Madra Jeoparkı. Bu alan Balıkesir’in bir jeoturizm kenti olarak anılması bakımından önem taşıyor.

 

İda Madra Jeoparkı kolaj.png

İda Madra Jeoparkı / Kaynak: idamadrageopark.com

 

UNESCO World Jeoparklar ağına Kasım 2020’de başvurusu yapılan İda Madra Jeoparkı, nisan 2021’de “aday jeopark” olarak belirlendi.

Artık hedef, bu alanı 177 Jeopark’ın bulunduğu UNESCO listesine dahil edebilmek. Bu amaçla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Balıkesir İl Temsilciliği ile İda Madra Jeoparkı Koordinatörlüğü arasında geçen hafta işbirliği protokolü imzalandı.

 

İDa Madra Jeoparkı protokol foto Prof. Recep Efe ve Aysun Aykan.jpg

İda Madra Jeoparkı Koordinatörü Prof. Dr. Recep Efe ve Jeoloji Mühendisleri Odası Balıkesir İl Temsilcisi Aysun Aykan / Fotoğraf: Jeoloji Mühendisleri Odası

 

“Jeolojik mirasın gelecek kuşaklara aktarılması sağlanıyor”

Jeoparkların ülke turizmi açısından önemini ve UNESCO yolundaki İda Madra Jeoparkı’nı, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Balıkesir İl Temsilcisi Aysun Aykan ve İda Madra Jeoparkı Koordinatörü Prof. Dr. Recep Efe ile konuştuk.

Jeoloji Mühendisleri Odası Balıkesir İl Temsilcisi Aysun Aykan öncelikle jeoparkların önemine değindi. 

Aysun Aykan şu bilgileri verdi:

“Jeopark; nadir, estetik, bilimsel ve ekonomik anlamda değer taşıyan jeolojik, jeomorfolojik, biyolojik ve kültürel miras unsurlarının birlikte bulunduğu doğal alanların eğitim, turizm ve ekonomik amaçlı olarak düzenlenmiş halini ifade eder. Jeoparklar; yerkürenin doğal oluşumlarını turizmin konusu haline getirip yerel kalkınmaya katkı yapar. Doğa koruma bölgeleri olan jeoparklar, uluslararası öneme sahip farklı veya aynı türden jeolojik ve jeomorfolojik miras örneklerinin bir arada bulunduğu, yönetimi planlanmış coğrafi alanlardır. Jeoparklar, jeolojik, jeomorfolojik ve diğer doğal değerlerin korunup, gelecek nesillere aktarıldığı alanlardır. Böylece deprem başta olmak üzere doğa kaynaklı tüm afetleri ve gerekli tedbirlerin nasıl alınabileceğini anlamamızı sağlar. Jeoparklar aynı zamanda yöre halkının jeoturizm yoluyla sosyal ve kültürel kalkınmasını hedefleyen birer sürdürülebilir kalkınma alanlarıdır.”

“Ekonomiye ve turizme katkı sağlayacak, ülkemize uluslararası itibar kazandıracak” 

Türkiye’de henüz yeteri kadar kıymeti bilinmese de jeoparkların dünya genelinde oluşturulmaya çalışılan bir değer olduğunu ifade eden Aykan, “Ekonomi ve turizme katkı sağlayarak yerel kalkınmada kilit rol oynayan, uluslararası alanda da itibar kazandıran jeoparkların sayısının artırılmasının turizm hedefleri arasında yer alması şart. Hatta her kentin bir jeoparkı olması gerekiyor” dedi.

“17 bin kilometrekarelik alanda 11 mekansal odak noktası bulunuyor”

İda Madra Jeoparkı’nı Türkiye’nin doğal mirasının korunması ve uluslararası tanınırlığının artması için çok önemli bir fırsat olarak niteleyen Aykan, 17 bin kilometrekarelik alana yayılan ve 11 mekansal odak noktasına sahip bu sahanın zenginliğine vurgu yaptı.

“Her biri kendine özgü jeolojik, jeomorfolojik, doğal ve kültürel özelliklere sahip 45 jeosit bulunuyor” diyen Aykan, “Madra, Çataldağ, Erdek ve Ezine’deki granitler, torlar, Sındırgı Hisaralan’da aktif ve pasif traverten bacaları, kanyonlar, mağaralar, falezler, bazalt sütunları, kaya kemerler ile diğer doğal ve kültürel değerlere sahip özel bir yer” ifadelerini kullandı. 

“Jeoturizm yılın tamamına yayılan bir turizm tipi”

Jeoparklar aracılığıyla gelen jeoturizmin yılın tamamına yayılması gerektiğini belirten Aykan’a göre, UNESCO listesine girme yolunda başarıyla ilerleyen İda Madra Jeoparkı’nın başta Balıkesir olmak üzere ülkeye büyük fırsatlar sunacak. 

Aykan, “Kuşkusuz ki prestijli bölge kimliği, itibar, uluslararası tanınırlık, UNESCO tescili ve markası ile turizmde rekabetçilik, uluslararası entegrasyon, ekonomiye katkı sağlayacaktır. Türkiye’nin UNESCO tescilli 2. Jeoparkı olması için Jeoloji Mühendisleri Odası olarak elimizden gelen çalışmaları yapacağız” diye konuştu. 

Aysun Aykan, önce yerelde ardından da ülke çapında hem bu alanın (İda Madra Jeoparkı) hem de genel anlamda jeopark bilinirliğinin artırılmasına yönelik çalışma ve eğitimlerini sürdüreceklerini de sözlerine ekledi.

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Associated Nodes area)

“Jeoparklar sürdürülebilir kalkınma alanlarıdır”

Türkiye’nin jeolojik ve jeomorfolojik miras açısından çok zengin olduğunu vurgulayan İda Madra Jeoparkı Koordinatörü Prof. Dr. Recep Efe ise jeoturizmin 21. yüzyılın popüler turizm kolu olduğunu belirtti.

Doğa koruma bölgeleri olan jeoparkların yerkürenin doğal oluşumlarını turizmin konusu haline getirip yerel kalkınmaya katkı sağladığını aktaran Efe, jeoparkların uluslararası öneme sahip, farklı veya aynı türden jeolojik ve jeomorfolojik miras örneklerinin bir arada bulunduğu, yönetimi planlanmış coğrafi alanlar olduğunu aktardı.

“Jeoparklar, jeolojik, jeomorfolojik ve diğer doğal değerlerin korunup, gelecek nesillere aktarıldığı, bu alanlara yapılan jeoturizm ile yerkürenin 4,6 milyar yıllık geçmişinin öğrenildiği sahalardır” diyen Efe, şöyle devam etti:

“Jeoparklar aynı zamanda yöre halkının jeoturizm yolu ile sosyal ve kültürel kalkınmasını hedefleyen birer sürdürülebilir kalkınma alanlarıdır. Balıkesir’in tamamını, Çanakkale’nin Ezine ve Ayvacık, İzmir’in de Bergama ilçelerini kapsayan İda Madra Jeoparkı yerel kalkınmaya destek olmak amacıyla başlatılmış bir projedir. Madra, Çataldağ, Erdek ve Ezine’deki granitler, torlar, sahadaki travertenler, kanyonlar, mağaralar, falezler, bazalt sütunları, kaya kemerler ve diğer doğal ve kültürel değerler jeoparkımızın zenginliğini göstermektedir” 

İda Madra Parkı hakkında genel bilgiler

Türkiye’nin kuzeybatısında yer alan İda Madra Jeoparkı, Balıkesir’in tamamını, Çanakkale’nin Ayvacık ve Ezine ilçeleri ile İzmir’in Bergama ilçesini kapsıyor.

17 bin kilometrekarelik saha hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyısı bulunan özel bir konuma sahip.

İda Madra Jeoparkı’nda stratigrafik olarak Paleozoik’ten Kuvaterner’e kadar her yaşta formasyon ve bunlara ait kayaç çeşitleri bulunuyor.

Sahanın tektonik açıdan aktif olması neotektonik dönemde yer şekillerinin oluşumunu da etkiliyor. 

Sahada Paleozoik döneme ait kayaçlar şist, karışık metamorfik birimler, mermer, kristalize kireçtaşı ile dolomitlerden oluşuyor. 

Jeoparkta Mesozoik arazisi; ayrılmamış birimler, Jura kireçtaşları, Üst Kretase melanjlı serileri ve filişler ile temsil ediliyor.

Ayrılmamış birimler içerisinde konglomera, kumtaşı, çamurtaşı ve yer yer permiyen yaşlı kireçtaşları bulunuyor. 

Tersiyer arazisini oluşturan formasyonlar arasında Paleosen yaşlı granit, granodiyorit, Neojen, yaşlı volkanik birimler ve yine Neojen yaşlı tortul kayaçlar yer alıyor.

Jeopark sahasında en genç oluşuklar Kuvaterner dönemine ait sedimanlar, jeopark sınırları içinde çok sayıda ana yer şekli (dağ, plato ve ova) yanında vadi, taraça gibi örnekler de var. Bunun dışında jeopark genelinde yapısal jeomorfolojik özelliklere ait şekiller, kıyı ve karst (coğrafi şekil kategorisi) topografyasına ait aşındırma ve biriktirme şekilleri, volkan topografyasına ait sahalar da dikkati çekiyor. 

İda Madra Jeoparkı’nda madenler ve jeotermal kaynaklar sahanın önemli doğal zenginlikleri arasında yer alıyor.

Çeşitli jeolojik dönemlerde oluşmuş, karmaşık bir jeolojik yapıya sahip olan Jeopark sahası, yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin. Bunların başında bor tuzları geliyor.

Jeopark içinde 45 jeosit belirlenmiş olup bunların her biri kendine has özelliklere sahip. Bu sahada bilimsel, estetik ve eğitim değeri bakımından uluslararası düzeyde nadir ve üstün nitelikli 11 tematik odak tespit edilmiş. Bu konuda araştırmalar devam ediyor.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*